25 Şubat 2009 Çarşamba

My Own Custom Made Anthony Kiedis


Su yukaridaki sebelegi goruyor musunuz? Kendisi hayatimin aski olur :)
Anthony Kiedis bi yana dunya bi yana yani. Gitti tovbeestagfurullah erkek gibi bi hatun buldu cocuk yapti o ayri, ama kendisine saygimiz sonsuz. Simdi bahsedecegim konu ise evrenin benim bu Anthony abiye olan askimi algilayip bana ozel custom made bir Anthony gondermesidir efenim. Nasil oluyor demeyin oluyor iste.
Almanya'daki karnaval'da Rosenmontag denen bir gun var. Koln, Dusseldorf ve Mainz'da sehrin icinde inanilmaz bir gecit toreni duzenleniyor. Genelde politik gondermeleri olan cesitli kuklalar ve animasyonlar, gosteriler, muzik performanslari ne ararsaniz mevcut. Bu arada gecitte yuruyus yapanlar izleyicilere seker ve cikolata firlatiyorlar. Biz izleyiciler de o cikolatalar icin birbirimizi eziyoruz. Beni bilenler tahmin ettiginiz gibi etrafimdaki herkesi ezerek cikolatalari almayi basardim :) Bu gecit toreni icin insanlar akinlar halinde bu sehirlerin populasyonunu tavana vurduruyorlar. Haliyle de sarhos, manyak, deli ne ararsaniz bulabiliyorsunuz. Gelen gecen karnavalin unlu sozu "Helau" ile karsiliyor sizi. "Helau" diye cevap vermekten biktigim ve zombilerin ustume ustume yurudugu bir anda beni en sempatik sekilde "Helau" diye selamlayan amca, sana "Fuck You" diye bagirdigim icin kusura bakma. Tahammul sinirlarimi asmistim coktan. Sehirden ciktigimiz anda kendimizi cidden "survivor" gibi hissediyorduk.
Rosenmontag kutlamalarindan sonra okula gelip 3 saat is hukuku uzerine de almanca dersinden sonra artik bende Minz'a donup eglenecek hal kalmamisti. Enerji topu sinif arkadaslarim gidecekleri trenden donecekleri taksiye kadar her seyi ayarladilar, yine de hayir. Yorgunum, projelerim gecikti, staj basvurulari yapmam lazim, uyumam lazim.. Hepsini ikna ettim, ne kadar sorumluluk sahibi oldugum konusunda beni takdir edip Irish Pub'in yolunu tuttular. Eve geldim. Ciplak ayakli kontes'in hamile hatun bana girer girmez "Hazirlan, Mainz'a gidiyoruz!" demez mi! Hayir, yok, olmaz ise yaramadi. Hatun ikna etti beni, yarim saat sonra kendimi arabada Mainz'a giderken buldum. Iyi ki de gitmisim. Mainz'a vardigimizda ortalikta sambacilar dolaniyordu. Sehir nispeten bosalmisti, tabi sarhoslar evlerine donduler. Kalan saglar bizimdir hesabi. Hemen Irish Pub'in yolunu tuttuk. Trenle gelenler daha varmadiklari icin ilk round'u ismarlayip muhabbete basladik. Derken sacimdan asagi dogru birseylerin aktigini hissettim.. Arka masamizdaki sevgili arkadaslar sagolsun serefe kadehi benim kafamin tam ustunde kaldirmislar, ki fazladan bira aynen beni yikadi. Binbir ozurle gecenin bundan sonraki kisminda icecegim herseyi odeyeceklerini soylediler ve muhabbeti koyduk. Zaten havasindan midir suyundan midir bu Irish Pub'da bir hepiimiiiizzz kardeesiiiizzzz modu hakim. O kafama icki doken ayi kostumundeki abinin adi Sashaymis, 4 hafta sonra da Istanbul'a tatile geliyor kendisi. Bin tane tavsiye verdim insallah o kafayla hatirlamayi basarabilir.
Biz boyle kendi halimizde takilirken adamin biri yanima geldi, benim anlattiklarimi dinlemeye basladi. Sinirim bozuldu hatunla birbirimize kas goz yapiyoruz ne is diye ama bisey de diyemiyoruz. Geldi yanima oturdu adam gayet rahat. Sonra avuclarini acti, ustune bardak altligi koydu, bana bakmaya basladi. Artik dayanamayan arkadaslarim "Ne yapiyorsun?" diye sordular. Herif gayet rahat "Konusmasi bitince birasini koysun diye hazir tutuyorum ellerimi, ona hizmet etmeye geldim" dedi. Biz artik koptuk, dagildik! Bu Lord kostumu icindeki abi, bir Anthony Kiedis kopyasiydi efendim! Yok boyle birsey. Cidden evren bana super bi kiyak geciyor dedim icimden. Bendeki minik yanar doner kalbi aldi, kendindeki kocaman isikli kalp kolyesini bana verdi. Boyle bir kalp alisverisi, gecenin metaforu oldu diyecegim, alakasi yok. :) Ama super komik bir adam cikti bu! Butun gece muhabbet ettik, canli muzikle dans ettik, gulduk eglendik. Bu arada trenle gelenler beni gorunce dagildilar!! Kendilerine daha 3 saat once etik bir demec veren ben, geldikleri sirada Anthony ile pistin ortasinda dokturuyordum! Hehe cidden koptular :P Dogru karari vermisim cok bariz. Irish pub'a zorla giden ben, donuste arabayi kullanan hatun'a "15 dk. dahaaaa" diye yalvardim mi? Evet. Eglendim mi? Haddinden fazla. Cidden istemiyorken, beklemiyorken, aramiyorken geliyor hersey insanin basina. Kasmayin kardesim cidden. Olacaksa oluyor. Bi yerlerinizi yirtsaniz bile, olmazsa olmuyor. Bundan sonra kasmayi birakip evrenin bana yollayacagi diger guzellikleri kabul edicem. E tabi arada siparis de vericem, soyle olsun, boyle olsun diye. E nasil olsa siparise gore yolluyor!!

2 yorum:

nesta dedi ki...

Şimdi bunun üzerine konuşmazsam çatlarım:

Şu an nişanlı olduğum arkadaş ile nice bin sene evvel Kadiköy'ün rezil Buddha'sında tanışmıştık.
O da çok yakın bir erkek arkadaşım vasıtası ile olmuştu. Ve bu -yanlış anlaşılmasın-; o çok yakın arkadaşımın benimle aynı gün aynı sene doğan kuzenini tanıştırma çabasından öte bir şey değildi. Bu meta-astral durumdan öte "anormal" bir durum yoktu yani tanışmamızda.
Tanıştığımızda hatta çocuğun yanında sevgilisi vardı ve yaşça büyük bir hatun olduğundan olsa gerek, tenezzül edip tokalaşmamıştı benimle. Neyse. O gece zaten ben pek bi keyifsizdim, "kuzen"in adını bile hatırlamıyor halde Buddha'dan çıkmıştım..
Seneler sonra bir yılbaşı geces o çok yakın arkadaşımıi arayıp neler yaptığını sordum, "kuzen"i ile birlikte bi kız arkadaşlarının evinde takıldıklarını ve kesinlikle kendilerine katılmam gerektiğini söyledi. O esnada anlam verebilmem imkansızdı ama annemle geçirdiğim son yılbaşı olduğu gerçeğini sonradan idrak edeceğim hissi ile teklifi şiddetle reddetmiştim. (Hatta bir ara ev sahibesi beni telefonla arayıp davet bile etmişti.)
Bir zaman sonra öğrendim ki, ev sahibesi ile "kuzen" beraberlermiş. (başka bir kız bu bu arada)
Sonra o çok yakın arkadaş bi akşam bize gelecekti, bir kaç kişi toplanacaktık, "yalnız gelemem kuzen var yanimda" dedi.
"onu da getir. neydi adı? he işte. onu da getir sorun yok." dedim..

İşte o gün bugündür beraberiz arkadaşım.
"Kader" "kısmet" demeyi her ne kadar sevmesem de, doğru zamanda doğru yerdeysen güzel şeyler olabiliyor.
Tatmaya, tadını çıkarmaya bakmak lazım.
Gerisi boş..

pharaoh dedi ki...

euuheueeueue aynen yaa.. ama siz de tam serendipity olmussunuz bea :)