21 Mayıs 2009 Perşembe

It's uh.. Debussy.. I dunno..


Soz Twilight'tan acilmisken belirteyim, seriyi okumadim.. Yorum yapma yetkisini de pek gormekte degilim kendimde haliyle. Ancak filmin en begendigim sahnesi hakkinda yorum yapmazsam sisip patlamaktan korkuyorum.. Spoiler sayilmaz korkma isirmicam! :)
Bella Edward'in evine ilk gelisinde, odasindaki cd'leri falan kurcalarken "Aaa ne dinliyodun?" deyip muzik setinin play tusuna basiverir ve Claire De Lune calmaya baslar.. O an Edward kizin gozlerine bakamaz, muzik setine kilitlenmis bir sekilde yuzunu burusturarak "Debussy" der.. Bir saniye icin Edward'in gozlerinde sarkinin ona ne hissettirdigini okuyabiliriz.. Sonra da kizin suratina kabahat islemis gibi bakarak "Bilmiyorum iste" der. Bu an sayin seyirciler, Dorian Gray'in, Basil'in resmini gordugu andir. Hayatindaki en buyuk tutkuyu yaptigi resme isleyen Basil der ki "Ben kalbimi sanatima doktum, yaptigim resme bakan herkes kalbimi okuyabilir, bu nedenle gizliyorum". Olay tam da bu.. Seni seviyorum ya da ben soyle bir insanim demek kadar yuzeysel bir sey yok, bunu hareketlerle yasatacaksin karsindakine.. Ve Edward su 3 cumlelik diyalogla, muzigi duydugunda gozlerinde beliren duyguyla aslinda kalbindekini gosteriyor Bella'ya. Taptim!! Bence bu sahne, eminim herkesin favorisi olan su:
- So the lion fell in love with the lamb.
- What a stupid lamb.
- What a sick, masochistic lion.
zorlama ve saatlerce dusunulup yazildigi her tarafindan akan sahneden cok daha icten, cok daha duygusaldi. Zaten kitapta da bu muhabbete benzer birsey geciyormus. Ortak ilgi alanimiz var oley babinda. Oh, icimi doktum rahatladim!

Hiç yorum yok: