28 Şubat 2009 Cumartesi

Ben "Lying To Us" Linus

Jimmy Kimmel Show icin yapilmis cok cici bir skec :) Ben ve Jin oynuyor! Enjoy..

http://www.nessima.com/lost/secrets-of-lost-lost-un-sirlari-jimmy-kimmel-show

27 Şubat 2009 Cuma

Askin guzel oldugunu kim soylemis efenim?




Dagildim efenim, resmen dagildim. Curious Case Of Benjamin Button ve The Reader ayni hafta icinde izlenmemesi gereken iki filmmis. Boyle bir dusunce kumkumasina surukluyor insani ve eger isiniz gucunuz varsa aklinizi bir sure bunlardan aliveriyor.
Ask. Mukemmel di mi? Kuslar bocekler falan. Peki isler sarpa sarinca insan nereye kadar tutunabilir ona? Birakin araya kitalarin girmesini. Fiziksel mesafeleri gecin. Artik biliyoruz ki ask fiziksel bir tepkime olmaktan cok daha ote. Iki farkli vakada iki farkli fenomen var. Fenomen var diyorum cunku bence iki filmdeki problem de insanin hayatta kolay kolay basa cikabilecegi sorunlar degil. Ve butun bunlara ragmen hicbir sey umurunuzda degilse, ve hala onu dusunuyor, onun icin cirpiniyorsaniz, sanirim olan bu. Dogru ya da yanlis. Ama ask adi altinda yasanilan sey aslinda bu. Yasadigimiz diye genellemek isterdim, ama etrafta gordugum iliskimsiler bana aski animsatmiyor. Cok silik bir kopya olabilir mesela. Ego tatmin fasilitesi daha cok.
Izleyin efenim. Ama ne olur arayla izleyin. Benim gibi dagilmayin sonra.

25 Şubat 2009 Çarşamba

My Own Custom Made Anthony Kiedis


Su yukaridaki sebelegi goruyor musunuz? Kendisi hayatimin aski olur :)
Anthony Kiedis bi yana dunya bi yana yani. Gitti tovbeestagfurullah erkek gibi bi hatun buldu cocuk yapti o ayri, ama kendisine saygimiz sonsuz. Simdi bahsedecegim konu ise evrenin benim bu Anthony abiye olan askimi algilayip bana ozel custom made bir Anthony gondermesidir efenim. Nasil oluyor demeyin oluyor iste.
Almanya'daki karnaval'da Rosenmontag denen bir gun var. Koln, Dusseldorf ve Mainz'da sehrin icinde inanilmaz bir gecit toreni duzenleniyor. Genelde politik gondermeleri olan cesitli kuklalar ve animasyonlar, gosteriler, muzik performanslari ne ararsaniz mevcut. Bu arada gecitte yuruyus yapanlar izleyicilere seker ve cikolata firlatiyorlar. Biz izleyiciler de o cikolatalar icin birbirimizi eziyoruz. Beni bilenler tahmin ettiginiz gibi etrafimdaki herkesi ezerek cikolatalari almayi basardim :) Bu gecit toreni icin insanlar akinlar halinde bu sehirlerin populasyonunu tavana vurduruyorlar. Haliyle de sarhos, manyak, deli ne ararsaniz bulabiliyorsunuz. Gelen gecen karnavalin unlu sozu "Helau" ile karsiliyor sizi. "Helau" diye cevap vermekten biktigim ve zombilerin ustume ustume yurudugu bir anda beni en sempatik sekilde "Helau" diye selamlayan amca, sana "Fuck You" diye bagirdigim icin kusura bakma. Tahammul sinirlarimi asmistim coktan. Sehirden ciktigimiz anda kendimizi cidden "survivor" gibi hissediyorduk.
Rosenmontag kutlamalarindan sonra okula gelip 3 saat is hukuku uzerine de almanca dersinden sonra artik bende Minz'a donup eglenecek hal kalmamisti. Enerji topu sinif arkadaslarim gidecekleri trenden donecekleri taksiye kadar her seyi ayarladilar, yine de hayir. Yorgunum, projelerim gecikti, staj basvurulari yapmam lazim, uyumam lazim.. Hepsini ikna ettim, ne kadar sorumluluk sahibi oldugum konusunda beni takdir edip Irish Pub'in yolunu tuttular. Eve geldim. Ciplak ayakli kontes'in hamile hatun bana girer girmez "Hazirlan, Mainz'a gidiyoruz!" demez mi! Hayir, yok, olmaz ise yaramadi. Hatun ikna etti beni, yarim saat sonra kendimi arabada Mainz'a giderken buldum. Iyi ki de gitmisim. Mainz'a vardigimizda ortalikta sambacilar dolaniyordu. Sehir nispeten bosalmisti, tabi sarhoslar evlerine donduler. Kalan saglar bizimdir hesabi. Hemen Irish Pub'in yolunu tuttuk. Trenle gelenler daha varmadiklari icin ilk round'u ismarlayip muhabbete basladik. Derken sacimdan asagi dogru birseylerin aktigini hissettim.. Arka masamizdaki sevgili arkadaslar sagolsun serefe kadehi benim kafamin tam ustunde kaldirmislar, ki fazladan bira aynen beni yikadi. Binbir ozurle gecenin bundan sonraki kisminda icecegim herseyi odeyeceklerini soylediler ve muhabbeti koyduk. Zaten havasindan midir suyundan midir bu Irish Pub'da bir hepiimiiiizzz kardeesiiiizzzz modu hakim. O kafama icki doken ayi kostumundeki abinin adi Sashaymis, 4 hafta sonra da Istanbul'a tatile geliyor kendisi. Bin tane tavsiye verdim insallah o kafayla hatirlamayi basarabilir.
Biz boyle kendi halimizde takilirken adamin biri yanima geldi, benim anlattiklarimi dinlemeye basladi. Sinirim bozuldu hatunla birbirimize kas goz yapiyoruz ne is diye ama bisey de diyemiyoruz. Geldi yanima oturdu adam gayet rahat. Sonra avuclarini acti, ustune bardak altligi koydu, bana bakmaya basladi. Artik dayanamayan arkadaslarim "Ne yapiyorsun?" diye sordular. Herif gayet rahat "Konusmasi bitince birasini koysun diye hazir tutuyorum ellerimi, ona hizmet etmeye geldim" dedi. Biz artik koptuk, dagildik! Bu Lord kostumu icindeki abi, bir Anthony Kiedis kopyasiydi efendim! Yok boyle birsey. Cidden evren bana super bi kiyak geciyor dedim icimden. Bendeki minik yanar doner kalbi aldi, kendindeki kocaman isikli kalp kolyesini bana verdi. Boyle bir kalp alisverisi, gecenin metaforu oldu diyecegim, alakasi yok. :) Ama super komik bir adam cikti bu! Butun gece muhabbet ettik, canli muzikle dans ettik, gulduk eglendik. Bu arada trenle gelenler beni gorunce dagildilar!! Kendilerine daha 3 saat once etik bir demec veren ben, geldikleri sirada Anthony ile pistin ortasinda dokturuyordum! Hehe cidden koptular :P Dogru karari vermisim cok bariz. Irish pub'a zorla giden ben, donuste arabayi kullanan hatun'a "15 dk. dahaaaa" diye yalvardim mi? Evet. Eglendim mi? Haddinden fazla. Cidden istemiyorken, beklemiyorken, aramiyorken geliyor hersey insanin basina. Kasmayin kardesim cidden. Olacaksa oluyor. Bi yerlerinizi yirtsaniz bile, olmazsa olmuyor. Bundan sonra kasmayi birakip evrenin bana yollayacagi diger guzellikleri kabul edicem. E tabi arada siparis de vericem, soyle olsun, boyle olsun diye. E nasil olsa siparise gore yolluyor!!

24 Şubat 2009 Salı

Facebooklulastiramadiklarimizdanmisiniz??


Evet evet biliyorum gramer manyaklari, -misin eki ayri yazilir. Stilim bu sana ne bea desem susmana yardimci olur herhalde. Simdi "sut icin, sut icirin" hesabi, etraftaki butun milleti facebook ahalisi eyledik de, bu iste bir terslik var sanki..
1- Biliyor musunuz bilmiyorum ama, facebook'a yuklediginiz her fotograf, daha sonra silseniz bile artik facebook'un mali. Istedigi gibi kullanip edebilir, size de mal mal bakmak dusuyor.
2- Herkesin ne yaptigini gormek, takipcilik falan iyi hos da, mesela ben demin eskilerden coook alakasiz yerlerden tanidigim 3 kisiyi ayni karede gordum. Birlikte kayak yapmaya gitmisler, boyle korku filmi gibiydi. Ben mi garibim acaba?
3- Yahu bu zamanimizi yiyo be :)
Diger bir yandan artilari da azimsanacak gibi degil. Seviyorum ediyorum da, en boktan kismi bu eski tayfanin olup olmadik yerde alakali cikmasi, ordan burdan resimlerden hortlamasi.
Weird & Awkward.

22 Şubat 2009 Pazar

Bass-Talk: Basshole Mother Chucker Basstard

Gossip Girl 16 Mart'a kadar bizi catlatacak sanirim!! Super promolar hazirlamislar, cidden bayildim! Bi tanesi Chuck Basstard ustune.. Promo'nun sonunda butun cast bir reality show sahnesinde oynuyor.. Oyunculardan biri nerdeyiz ulen diye feveran ederken Lonely Boy Dan Humdrum Humphrey "This is a reality show" diyor. Ve mother chucker lafi patlatiyor "So I can vote you off.." Ya Chuck tam bir BBG stari olabilirmis. Hatta yemekteyiz'e katilmali.. Hehe, linkten izleyin efenim.


http://www.sinetif.com/gossip-girl-2-sezon-18-bolum-bass-talk/

17 Şubat 2009 Salı

Mandalay:" Var olmanin dayanilmaz hafifligi "

Boyle bir sey yok. Neredeyse hic uyku ve proje calisarak gecirilen gecenin ardindan, sabahki makro dozumuzu yutup break out room'da duraksiz bes bucuk saat tekrar projeye devam ederken, resmen keyifliyim yahu! Mandalay sagolsun! :) Seviyorum!

Var olmanin yukunu hafifletenlerden.. Bir de "beautiful" diye bir parcalari var, sahsen var olma sebebinin beni mutlu etmek olduguna inaniyorum. Dinlemek isteyenler buraya efenim:
http://www.lastfm.com.tr/music/Mandalay/+videos/+1-qfE2W1kxaO0

15 Şubat 2009 Pazar

Singa!!!


Anket kapandi. Secimimi ise coktan yapmistim. Gelecek donem (temmuz-kasim) degisim ogrencisi olarak gidecegim yeri Singapur olarak secmis bulunmaktayim! Yarin NTU'ya basvuruyorum, hadi bakalim!!! Brezilya, Kanada, Avustralya.. cok iyi yaristiniz ama Singapur sizden bir adim onde bitirdi! NTU'daki MBA programi Financial Times 2009 siralamasinda dunyanin en iyi 25 programi icinde yer aldi (24.sirada).. Eh daha ne diyebilirim? :)

14 Şubat 2009 Cumartesi

Biri bana bu adami aciklasin!



Christian Bale. The most beautiful Jesus ever.

11 Şubat 2009 Çarşamba

On the footsteps of Sir Thomas More


Yasasaydi Oprah'nin kankasi olurdu. Her sabah Seda Sayan'da akli kibrit kutusu kadar olan insanlara derdini anlatmaya calisirdi. "Karsilastirmali Edebiyat" egitiminin hayatima kattigi en ozel insanlardan biri. Bende yeri cok buyuk. Ama bugunlerde ondan aklimda kalan ne yazmis oldugu o inanilmaz eser, ne de o buyuk humanistigi. Tek bir lafi var aklimda, ve bu aralar ona gore yasiyorum.."If you can not be good, be the least bad you can be". Al sana realist humanist.

10 Şubat 2009 Salı

Buyucu oldugumu soylemistim degil mi?

Ev arkadaslarimdan biri bir exchange partisinde cilgin atmakta. Diger iki ev arkadasim da mutlu mesut asklarini yasamaktalar. Sevgililer gununde ne yapacaksin sorusuna verdigim "matematik calisacagim" cevabi icimi ne kadar acitmaktaysa, su anda bilgisayar basinda olup makroekonomi projesi yapiyor olmak da bir o kadar koymakta bana.

Derken eksi sozlugu aciyorum.. Karsima cikan ilk baslik:
"Asli'nin makroekonomi notlari gelmistir!" Oeh.. Geldi, geldi.. Aciyorum kapiyi simdi.
Tovbe tovbe ya.. Biri benle feci kafa buluyo ama hadi bakalim.

9 Şubat 2009 Pazartesi

Idealizmden Surrealizme: Bir Absynthe Yolculugu


Her jung'un amaci sarhos olup icip sicmak degil midir ey ahali?


Sahsen benim degildi. Zamaninda eglenceden payini fazlasiyla almis biri olarak, tek derdim ideallerimi, tutkularimi gercege donusturmekti.


Bol bol da hayal kurduruyordu bu pislik sehir bana. Malum financial district'teki "euro" goz kirpiyodu her gecisimde.


Derken 181 no'lu otobuse atladim bir gun.






Indigim yerde Van Gogh'la karsilastim. Ama bi garip bakiyodu, tirstim. Al sunu ic, gecer dedi. Delidir ne yapsa yeridir dedim, ictim.



Beni oyle bir sehre yolladi ki sagolsun, ideallerim ve tutkularim gercegin de otesindeydi artik.




Belki euro heykeli (heykel?!) goz kirpmiyordu bana ama, etrafimdaki herkes dosttu. Van Gogh gitti. Ben ayaga kalktim. Biraktigim yerden devam ettim. Bir sureligine de olsa gerceklerden uzaklasmis olmanin verdigi hafiflik vardi adimlarimda.



A Winter Tale (desem de inanma bi taraflarim donuyo!)














































8 Şubat 2009 Pazar

Your Fucking Holyness!!






The Tudors'u izlememek icin kendimle cok savastim. Basroldeki abinin antipatikliginden midir, tarihi cidden cok seven biri olarak uzun sure bu diziyi izlemedim. Ama sonunda merak her seyden ustun geldi ve kendimi bir Bertolt Brecht oyununun icinde buldum. Bastan neler olacagini zaten biliyorsunuz, sonucta onemli olan olaylarin "nasil" gerceklestigi. Ve bunu inanilmaz zeki hatta oldukca komik diyaloglarla, muthis bir gorsel anlatimla veriyor The Tudors. Henrycigimin Papa'ya hitap edisi beni benden aldi en cok da.. "Your Fucking Holyness!!"
Yuru be!

7 Şubat 2009 Cumartesi

They flee from me...




They flee from me that sometime did me seek
With naked foot stalking in my chamber.
I have seen them gentle tame and meek
That now are wild and do not remember
That sometime they put themselves in danger
To take bread at my hand; and now they range
Busily seeking with a continual change.
Thanked be fortune, it hath been otherwise
Twenty times better; but once in special,
In thin array after a pleasant guise,
When her loose gown from her shoulders did fall,
And she me caught in her arms long and small;
And therewith all sweetly did me kiss,
And softly said, Dear heart, how like you this?

It was no dream, I lay broad waking.
But all is turned thorough my gentleness
Into a strange fashion of forsaking;
And I have leave to go of her goodness
And she also to use newfangleness.
But since that I so kindely am served,
I fain would know what she hath deserved.
Sir Thomas Wyatt

6 Şubat 2009 Cuma

Personality Assessment Of Frankfurter Sosis

Efenim bilirsiniz bu tarz testleri. Yuzlerce euro harcayip sirketler genelde yeni alacaklari calisanlarin profillerini cikartirlar. Bizim okul da sagolsun, bir sirketle anlasip bizi test ettirdi, onaylatti. Hatunun guya testin sonucuna bakip bana bilmedim bisey soylemesi gerekiyordu. Ancak testten once Nestle'de calismak istedigimi sagir sultana bile duyurmus olan bana, testten sonraki gorusmede soyle bir bastan asagiya bakip "Bence sen Nestle'de calismalisin" dedi. Gerizekalilik parayla degil tabi (pardon salak okulumun verdigi eurolari saymazsak). Hatunun yaptigi testten cikan karakter profilim ahanda burada:

FS = bendeniz

"FS can be seen as a person of good will. (allahim super iyi niyetliyim) She may tend to agree to avoid confrontation. She likes feedback from her manager on how she is doing. She prefers working for a participative manager. She does her best work in this kind of environment. FS, as a manager, can use her people skills to build group involvement and increase participation from the group. She is approachable, affectionate and understanding. She likes quality social relationships. She often will become friends with her customers or clients. (acaip dogru!) She likes to develop people and build organizations. (cok yaptik haci) FS is enthusiastic and usuall slow to anger. She is a team player and desires acceptance as a member of a team.

FS likes to be involved in decision-making process. When she has strong feelings about a particular problem, you should expect to hear these feelings, and they will be probably expressed in an emotional manner.(kosarak uzaklasin!) Because of her trust and willing acceptance of people, she may misjudge the abilities of others. She likes working for managers who make quick decisions. FS is good at giving verbal and nonverbal feedback that serves to encourage people to be open, to trust her and to see her as receptive and helpful. She may be inconsistent in disciplining others. She will not be overlooked or uninvolved. She will consistently try to inspire people to her point of view. She is good at solving problems that deal with people.

FS will know many people. She has a tendency to be a name dropper. She may do this without thinking, trying to establish rapport with people she may not know well. She is highly excited by what influences her. (haftalarca susmam konusurum) She often makes suggestions to others, but rarely attempts to force her ideas on them. She tends to influence people to her way of thinking by using verbiage as compared with others who like to use reports. FS has a tendency, which she regards as an ability, to talk smoothly, readily and at length. She has the ability to look at the whole problem; for example, thinking about relationships, being concerned about the feelings of others and focusing on the real impact of her decisions and actions. She judges others by their verbal skills and warmth. She has the ability to sense what people want to hear. She then tends to tell people what she thinks they want to hear.(tam avukat olacak kadinmisim bea.. diger altenatif de reklamci ya da satisci!)

Bir Jew Sevdim Yehova Sahidim Olsun


Zachary Levi - ki kendisi kepce kulakli bir sirinlik muskasidir.

5 Şubat 2009 Perşembe

Xoris to moro mou




Xoristo moro mou (Bebegim olmadan - ki burada bahsedilen bebek sevgilidir) bana cocuklugumun kaygisiz gecen yaz tatillerini hatirlatti. Gunesin isiltisinin denizin isiltisina karistigi o amacsiz, keyifli gunleri geri getirdi. Yolu Ege'ye bir kez dusmus biri de bu sarkinin oralarin meyvesi oldugunu anlar bir cirpida. Denizi, gunesi, isigi ozledim. Evimi ozledim. Ve bana gece gece cocuklugumun tasasiz gunlerini bu yunanli kadin hediye etti.


Time travel is a Bitch!!!

http://darkufo.blogspot.com/2009/02/lost-untangled.html


Lost'un son bolumunu izlemeyenler (sezon 5 episode 4 oluyor kendisi) lutfen verdigim linke bakmasin. (yasaklamanin cazibesi:P) Lost in a nutshell yapmis abiler. Cok da komik olmus.
Ben en cok "Thank God!..... I take it back!!"i begendim. Sevgi saygi uyandiran, mahallenin agir abisi tadinda bir bolum olmus. Iki taraftan da azicik bal calmis oldular agizimiza. Tabi ki en cok jinzışi'nin donusune sevindim (whooopppsss.. spoiler:P) Ayrica linkle ilgili kaynak belirtmek acisindan, aplacim tenk yu ;)

4 Şubat 2009 Çarşamba

Fight Back!! You..Coward!!

video

Harry Potter serisinin en sevdigim kitabi.. Finally in theathers, July 2009. Bu ilk trailer ama diger iki trailerdan daha az etkileyici degil. Heyecanlandim basbaya ya!

A tribute to the Half Blood Prince. Butun sevenlerin gibi ben de yasadiklarini hak etmedigine inaniyorum mirim. Hele o dumbuk Dumbledore "belki de senin binani secerken cok aceleci davrandik" demedi mi, iyice allak bullak etti hepimizi.. Durduk yere insanin kafasini "what if"lerle doldurmanin ne manasi var sayin bilge D? Aaaah, ahh.. Bu dunyada hep James'ler kazaniyor. Al bir James de Lost'ta var. Jack didinirken Kate'i o goturmedi mi? Ana Lucia'yi? Simdi sira Juliet'te..

Insan serbest cagirismayagorsun bir anda konu nereden nereye geldi :p

Iyi seyirler..

Dusundum de simdi..


" Son laboratuar, epidemiyolojik ve klinik calismalar dogrultusunda kanser gelisiminin onlenmesinde etkili bulunan bazı diyet onerileri ileri surulmustur. Meyve sebze tuketimi gunde 5 veya uzeri porsiyona cikarilmalidir. Diyette posa alimi gunde 30 gr. uzerinde olmalidir. Yag tuketimi alinan total kalorinin % 30'undan daha asagıda olmalidir. Gida hazirlama ve yuksek derecede pisirme metotlari degistirilmelidir. Pisirme dereceleri dusurulmeli ve suda pisirme teknigi ile yemekler yapilmalidir. Vitamin takviyesinden ziyade cesitli gidalar almaya calisilmalidir. Alkol tuketimi yilda 8 litre altina indirilmelidir. Tahil urunleri gunde 6 porsiyon veya daha fazla alinmalidir. Ideal vucut agirligi korunmalidir. Baharatli, salamura, tursu, tuzlanmis veya tutsulenmis gidalarin alimi en aza indirilmelidir. Besin katki maddeleri iyi kontrol edilmeli ve gidalarin kontaminasyonu onlenmelidir. "


Sicanza.. Bir de tabi her sene yapilacak gaitada gizli kan testi ve 5 yilda bir kolonoskopi var. Allahtan bisey cikarsa Radyoterapi gerekmiyor. Kemo yeterli. ( Neye yeterli diye sormayin cevabim sizi korkutabilir.)